|
Bor madeni…
Askeriyeden bilgisayar sistemlerine, inşaat sektöründen otomobil sektörüne, uçak sanayinden füze yakıtına kadar 400’ü aşkın alanda kullanılan; küresel leş kargalarının (emperyalist ülkelerin) başına üşüşmek için can attığı o değerli ve benzersiz element…

'Dünya bor rezervinin ülkelere göre dağılını gösteren tablo..'
Yıllardan beri bu elemente, dünya üzerinde %70-73’le en fazla sahip olan ülke olarak övündük, gurur duyduk. Coğrafya derslerinde bu sayısal ifadeyi göğsümüzü gere gere tekrarlayıp durduk.
Hele bir de İskeleli olup her gün üzerinde yürüdüğümüz bizim için sıradan bir şey olan bu elementin dünya çapında büyük üne ve değere sahip olduğunu öğrenince bir de onur duyduk.
Niye peki?
Belki pek işlevsel olmasa da bor madenlerine sahip olan ülkeler sıralamasında ilk sırada yer almak özlemlerimizi, müteakiben göğsümüzü kabartmaya yetti.
Belki de ülke olarak elimizdeki bu fırsatı bir küresel güç, süper güç olmak için kullanabileceğimiz umudu bizi bu noktaya getirdi.
Ya İskeleliler?
Belki daha iyi bir yaşam, sonunda mutluluk ve huzur ümidiyle bakmıştı sadece üç beş metre altında yer alan borun keşfine…
Peki sonuç?
Ülkemizde bor mineralleri çıkarma çalışmaları başlayalı 60 yıldan fazla zaman geçti ama hala yerimizde sayıyoruz. Kullanım alanı bu derece geniş olan bor elementini Amerika uzay teknolojilerinde ve askeriye sistemlerinde kullanırken, Türkiye olarak deterjan ve sabun yapımı gibi kıytırık işlerde kullanarak hem vaktimizi hem de değerimizi öldürmekteyiz. Deterjan ve sabun yapımından arta kalanı da dış ülkelere ham madde olarak ihraç ediyoruz.
Katkısı mı? Yok denecek kadar az…
İskele açısından baktığımızdaysa durum yine içler acısı.
Bor nedeniyle her geçen gün yaşam alanımız daralmakta, topraklarımız verimsizleşmekte, tarlalarımız devlet baba tarafından makul görülen fiyatlara alınmakta ve olumsuz şartlar her geçen gün artmakta..
Son zamanlarda yetişmeyen kavunlar, olgunlaşmadan kuruyan nohutlar, verimsizleşen topraklar çiftçinin elini kolunu bağlamış durumda.. Bu yaşanan olumsuzlukların tamamında olmasa bile büyük oranda etkileyen etkenin de bor olduğu gün gibi aşikâr.
Çekilen bu çileye karşılık sadece belediye ancak kendini çekip çevirebilecek kadar para alabiliyor.

'Yetiştil'e'meyen kavunlarımız...'
Ya insanlarımız?
Sadece eti-bor işletmelerindeki kırma, yıkama, öğütme gibi bölümlerde ihaleyi alacak kişinin inisiyatifine bağlı olarak, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı olarak tespit edilen 913 liranın da altında yetersiz bir ücret karşılığında, sağlık ve hijyen açısından olumsuz ortamlarda çalışabilmekteler. O da ancak kendi çabaları, kendi girişimleriyle...

'Kırma-Öğütme makinesi...'
Elimizden alınan tarlalara ne demeli?
Dönümü yerine göre 4000–4500 tl’ye devlet tarafından elimizden alınmakta. Tabii işte tam da bu noktada bir yanlış anlamaya mahal verip devlete iftira atmak yerine özeleştiri yapmamız gerekiyor..!
Daha düne kadar sattığı tarlasından kaldırdığı mahsulün geliriyle ev yaptıran bizler, bugün 4000 lira gibi bir fiyata tarlamız elden giderken BİRBİRİMİZİN ÜSTÜNE BASIP EZEREK tarlamızı satmaya koşmaya başladık. Bunu nasıl açıklayabiliriz?
Burada durup düşünmemiz gerekmez mi?

Bizden sonra gelecek nesillerin, bu toprağın üzerinde hakkı bulanan ve bulunacakların da ilerde bize bir çift sözü olmaz umarım. Birlikten yoksun olan halkımız bu şekilde giderse daha çok kazık yiyeceğe benziyor…
Dileğim o ki; halkımızın birlik ve beraberlik içinde hareket edeceği günleri görebilmemiz ve yine dileğim o ki; bor madeninin en azından bundan sonra ülkemize ve İskele’ye büyük yararlar getirmesidir..!
|