ŞİŞMAN MİNARE ARTIK YOK..! İLK ATEŞ ® || Kültür, Sanat ve Edebiyat ... || Güncel haberler, yazarlar, son dakika, haber, anında haber, spor
Anasayfaya Dön

Bakıyorum Yılmaz benden daha cesaretli davranıyor. 'Hadi' der gibi bir kaç merdiven çıkmış bile. Bu daracık yerde Yılmaz gibi zayıf, incecik birinin çıkması kolay tabi :) Sahi arkadaşım bir yıldır rejim yapıyor da. Neyse başlıyoruz yukarı çıkmaya.. Karanlık..! Cep telefonumun lambasını açıyorum.. Yılmaz önce, ben arkada...

 

Geçen hafta memlekette idik.

İskele'de bulunduğumuz bir kaç gün içinde sık sık gezintiler yaptık.

O mahalle senin, bu mahalle benim..

Yollar, sokaklar, tarlalar, mezarlıklar, eski mekanlar, çeşmeler.. 

Yediklerim içtiklerim bize kalacak ama gördüklerimi sizlerle paylaşmalıyım. 

Hava soğuk olduğundan daha çok da arabama atlayıp sokak sokak arşınladık İskele'yi. Belki İskele'de yaşayan pek çok hemşehrimizin bile, yanıbaşında olmasına rağmen yıllardır görmediği, girmediği sokaklara girdik. Milletin öldü sandığı, senelerdir karşılaşmadığı insanımızla karşılaştık. Merhaba dedik. Çoğu hasta, yatalak. Pek çoğu evinden çıkmaz.

Anılarımızı tazeledik. Hüzünlendik. Mutlu olduk..

Kışın bu soğuk günlerinde kahvehane muhabbetinden pek haz etmeyen biri İskele'de nereye sığınır? Nerere gider? Ne yapar? Ne yer ne içer? Nasıl zaman geçirir? Bana soracak olursanız, ben arada bir kitap okumayı, çoğu kez de yuvasız kuşlar gibi amaçsızca gezinmeyi tercih ediyorum. Bu gezilerim işe de yarıyor doğrusu.!  

Okyanusta rotasını kaybetmiş yelkenli gibi gezindiğim bir gün, baktım ki yolum Osmanca Mahallesi'ne düşmemiş mi..

 

    

Bir de gördüm ki, Osmanca'nın eski camiisi yıkılıyor.

Kendiliğinden değil değil elbet. İnsan eliyle. Hoş sonradan öğreniyorum ki, camii zaten kendiliğinden yıkılmaya yüz tutmuş. Çevrede yaşayanlar, yoldan geçenler ve özellikle içine girip oyun oynamaya kalkan çocuklar için büyük tehlike oluşturmaya başlamış. Zaten Osmanca'ya yeni camii yapıldığından bu yana da kullanılmıyormuş bu camii.. Belediye Başkanlığı da aldığı meclis kararıyla yıkma işine girişmiş.

 

 

Camiinin içindeki yıkılmaya yüz tutmuş duvarında yazılı tarihe bakılırsa 26 Mayıs 1978 yılında yapılmış görülüyor. Tam 34 yıl olmuş gibi.. Ancak biz bu tarihin restorasyon yapılan tarih olduğunu sanıyoruz. Zira yağlı boya ile yazılmış. Bu camii bizce çok daha eskilerde inşaa edilmiş olmalı.

Belki de 1940'lı, 1950'li yıllarda... 

 

 

Bakın içeri adım attığımızda karşılaştığımız manzara...

Hey gidi günler hey..! Yıllarca Osmancalı hemşehrilerimizin Allah'a yakınlaştığı, dualarını ettikleri kutsal mekan artık yok oluyor...

  

 

Kimlerin dedesi, babası, edebiyyete intikal etmiş atası burada namaz kıldı kimbilir? Osmanca Camiisi minik bir cami tabi.. Ama sevimliymiş gerçekten. Yeşil yoğunluktaki boyası, pencereleri bize çok farklı geldi.

 

 

Yıllarca kapalı kaldıktan, gün yüzü görmedikten sonra şimdi semaya bakıyor. Gökyüzü ve Allah'a yakarış mekanı kucaklaşmış..

 

 

Yukarıda ve hemen aşağıda sizlere göstereceğim fotoğraflar beni şaşırttı. Hem şaşırmamı sağladı hem de üzdü. Gülümsedim. Ama acı acı..!

İnsanımız ne kadar da eskiye ve geçmişine karşı ilgisiz..

Gördüğünüz gibi, caminin tavanı yok olmuş, duvarlar yıkılmış, her taraf toz duman moloz içinde, bir Allahın kulu da çıkıp 'YAHU DEDELERİMİZİN KULLANDIĞI, ONLARIN YADİGARI ŞU SECCADELERİ ALAYIM' dememiş. Hani, alalım da temizleyelim, köy kahvesinde ya da muhtarlıkta bir dolapta muhafaza ederiz. Giren çıkana, çoluk çocuğa, torunlarımıza 'BAKIN ESKİ CAMİMİZDEN HATIRA' deriz diye düşünmemiş.

Camiinin içini süsleyen pek çok seccade, süs, kilim, hatta tesbih orada burada.

 

 

Sakın ola bunun sorumluluğunu hemencecik başkalarına yüklemeye çalışmayalım. Bunu yapacak olanlar burayı yıkan işçiler felan değil.. İşçi napsın ki.! Yövmiyesini çıkarıyor. Üstelik onun geçmişine ait izler değil bunlar.. Ellememiş bile..! Vurmuş kazmayı. Bunu düşünecek olanlar Osmancalı hemşehrilerimiz..   

 

 

Peki ben gördüm acıdım da, neden bir Allahın kulu bir zahmet içeri adımını atıp, bütün bunlara acıyan vefalı gözlerle bakmadı? 

Belki de gördüğünüz bu fotoğraflar bile caminin son fotoğrafları.. Bunları tarihe kaydetmek de bize düştü. Çok ilginç.!

 

 

İşte duvardaki tarih : 26.5.1978...

Ne anlamı var bilemiyoruz tabi. Caminin yapılış tarihi mi, yoksa resterasyon yapılıp da boyama tarihi mi?

Bu arada yukarıda gördüğünüz dua olduğunu sandığımız yazının solundaki mavi renkteki minik çerçeveyi aldık. Camiinin 20 metre ilerisindeki Osmanca'nın çeşmesinde bir güzel yıkadık. Şimdi anamızın evinde bir çekmecede duruyor. Neden mi? Hatıra olsun diye..

En azından geçmişten bir parçası yaşasın diye..!

 

 

İşte caminin ilginç minaresi. İlginç diyorum çünkü çevrede gördüğümüz uzun ince minarelere pek benzemiyor.

Şişman bir minare bu...

Bunu her gördüğümde düşünmüşümdür.

 

 

Ve işte macera başlıyor.

Yanımda bana eşlik eden dostum Yılmaz ERKEN'e; 'sence bu minareye en son kim çıkmıştır?' diye soruyorum. 'Hiç kimse, hiç sanmıyorum' cevabını alıyorum. Kafamızı şöyle bir içeri uzatıp yukarı bakıyoruz, toz içinde.. Ara ara örümcek ağları bağlamış.

Kendisinin şişman olduğuna da bakmayın sakın, merdivenleri çok dar...

 

 

Bakıyorum Yılmaz benden daha cesaretli davranıyor. 'Hadi' der gibi bir kaç adım çıkmış bile. Bu daracık yerde Yılmaz gibi zayıf incecik birinin çıkması kolay tabi :) (arkadaşım bir yıldır rejim yapıyor da..)

Neyse, başlıyoruz yukarı çıkmaya.. Karanlık..! Cep telefonumun lambasını açıyorum. Yılmaz önce ben arkada..

 

 

Ve yukarıdayız. İşte minareden caminin görüntüsü.

 

 

Şu an yerinde yeller esen minareden Osmanca ve arkasında İskele'nin görüntüsü. Bu minareye çıkan son insanlar olarak anılmak güzel :)

 

 

Ve Osmanca..!

 

 

Bir süre bakıp ben aşağı iniyorum. Yılmaz hala yukarıda.. Bakın ne kadar özel bir görüntü yakaladım. Artık yok olan minare, gökyüzü ve Yılmaz..! İnsana intihar edecek bir adam görüntüsü vermiyor mu?

Hani derler ya; 'karımı getirinnn..!! Kredi kartı borçlarımı ödeyin..!'

Ancak Yılmaz dostum buraya intihar için değil, çok özel bir görevle çıktı. Osmanca minaresine son çıkan insan ünvanını kazanmak için...

   

 

Bakın Yılmaz hala minare tepesinde :) Bu arada aklıma şeytanca bir soru gelmiyor değil. Eğer gece yarısı, üstelik de dolunay varken, bu adamı böyle görseydiniz napardınız?

 

 

Ve ben deniz..! Ellimde hatıra olarak aldığım çerçeve.

Camiden ayrıldıktan sonra, üstümüzü başımızı temizlememiz epey sürüyor. Çeşmeye gidip elimizi yüzümüzü yıkarken, kıyafetlerimizin de toz içinde kaldığını görüyoruz. Saçlarımızda örümcek ağları..!

Neyse, vatandaşın nabzını yoklamak üzere Osmanca'nın meşhur meydanına yönleniyoruz. 

 

 

Maksadımız, caminin yıkılması konusunda hemşehrilerimizin neler düşündüğünü öğrenmek. Onlarla konuşmak.

 

 

Onlarla konuşmamızdan aldımız genel değerlendirme şöyle; 'Osmancalılar camiinin niçin yıkıldığını bilmediklerini söylüyorlar. Kimse bize bilgi vermiyor ki diye de yakınıyorlar. Bak görürsünüz burayı da satarlar diye de ekliyorlar.'

Peki yıkılan yere sizce ne yapılmalı? diye sorduğumuzda ise; 'Bizim hayır yapacak kapalı yerimiz yok, böyle bir yer olsa iyi olur' cevabını alıyoruz.

 

 

Aldığımız tüm bilgileri, fotoğrafları ile birlikte Başkan Ayhan AŞIK ile paylaşıyoruz. Ve diyoruz ki; 'Sayın Başkanım, vatandaş böyle böyle böyle diyor. Neden yıkma kararı aldınız ve burayı ne yapmayı düşünüyorsunuz?'

İşte Osmancalı hemşehrilerimizin merak ettiği cevap;

'Biz bu camiiyi yıkmak zorundaydık, çünkü vatandaş için tehlikeli olmaya başlamıştı. Sokaktan gelen geçen için. Özellikle de çocuklar için.. Oyun oynamak için buraya girecek bir iki evladımızın başına Allah korusun kötü bir şey gelmesini mi bekleyecektik? Sonra bu yıkım kararı için meclis kararı alındı. Osmanca Mahallesi dahil tüm meclis üyeleri oy verdi. Öncelikle şunu söyleyeyim ki, bu karar doğrudur ve arkasındayız. Haa hemşehrilerimiz bize bilgi verilmedi, haberimiz yok felan diyorlarsa, öncelikle Osmanca muhtarlığından bilgi almalılar. Hatta benim de kapım herkese açık. Çoluk çocuk, genç ihtiyar.! Hergün gençler çocuklar bile benim odamda. Herhangi bir derdi olan, sorusu olan, bişey öğrenmek isteyen her vatandaşımın sorusunu bizzat ben cevaplarım. Biz burayı kesinlikle satmayacağız. Öyle şey olur mu? Biz bu alanı yine Osmanca Mahallesinde yaşayan halkımız için ve daha yararlı şekilde kullanacağız. Benim düşüncem şu ki; burayı öncelikle çocuklarımız için minik bir oyun alanı yapmalıyız. Belki yeşillendiririz de.. Aynı zamanda vatandaşımızın düğünlerini, nişanlarını yapabileceği bir alan olarak da dizayn etmeyi düşünüyoruz...'

EVET BAŞKANIN CEVABI BU..

Sağlıcakla kalın.! 

  


2826 defa okundu

   
 
   YORUMLAR



 
 
  1611589
   
Anasayfa   |   Künye   |   İletişim   |   İlk Ateş Baş Yazarı