|
Malum 6 ay önce kötü bir trafik kazası geçirmiştik.
O gün bu gündür de hasarlıyız. İyileşemedi meret kol.! Sonra omuz.!!
Önümüzdeki Salı günü, yani 06 Temmuz'da tekrar ameliyat olacağız. Sizlerden bir süre ayrı kalacağımız için; 'İlk Ateş'te köşemizde acaba ne yazalım?' derken, konuya uygun olmalı ki aşağıdaki cümleler takılıverdi aklımıza;
Ne diyordu İlhan Selçuk ?
'Pazartesi günü yürekten ameliyat olacağız, söylenenlere bakılırsa epey gıllıgışlı bir operasyonmuş, nalları havaya dikersek bozulmayalım, olur böyle şeyler...'
Peki, İlhan Selçuk kim? Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı..!
Peki, şu satırların yazarı kim? İlk Ateş Başyazarı.!
Ne farkı var değil mi? İster ulusal olsun, ister yerel.
Önemli olan koca bir ülke ya da bir avuç bile olsalar insanların yüreklerine seslenebilmek...
Öyle ya..! Bizler bir avuç insanız.
Balıkesir'in Bigadiç ilçesinin köyleri; İskele, Beğendikler, Yolbaşı, Kadıköy, Çamköy, Alabardı, Bekirler, Turfullar, Işıklar, Salmanlı, Dereköy vs.. vs...
Allah öyle uygun görmüş; toprağımızın altına BOR diye bir illet yerleştirmiş.
Karşıdan bakarsanız bir şeye benzemez. Yakından bakarsanız parlak, tuz gibi bir şey.! Ama yaşamımızın ayrılmaz bir parçası bu illet. Allah bilir; içtiğimiz suda, yediğimiz ekmekte, soluduğumuz havada bile bu illetin parçacıkları var.
Yani bilesiniz hepimizin damarlarında bor geziniyor.
Böyle olunca da, hepimiz acayip derecede 'stratejik adamlar' oluyoruz yani.. Her birimizin gözleri MİT, MOSSAD, KGB ajanları gibi; stratejik stratejik, derin derin, bor bor bakıyoruz..
Bakın şimdi, böyle deyince azıcık kasılasım geldi.
Eni konu 'bordan adamlar' olup çıkmışız.
Peki ne yer ne içer bu bordan adamlar?
Tarlamız tablamız filan vardır. O da elimizde avucumuzda ne kadar kaldıysa.! İş bulabilirsek bor ocaklarına gider çalışırız.
Ama bakın emeklimiz boldur.
Anamız, babamız, ninemiz, dedemiz sağolsun.
Hani minibüsün arkasına yazarlar ya 'babam sağolsun' diye. Bizim vatandaşın pantolonunun arka cebinde de; 'emekli anam sağolsun' yazar. Onlar olmasa; kahvede çay parası, düğünde bilezik parası, oğlana motorsikler parası, Sinekler'de tavuk budu parası, düğün zamanı davul çengi parasını nerden buluruz?
Allah onlara uzun ömür versin...
Nereden nereye geldik?
Ne diyordum?
İster Cumhuriyet, İster İlk Ateş..!
Birisi İlhan Selçuk, diğeri bizim Başyazar.!
Bu arada sakın olaki üstad rahmetli İlhan Selçuk ile aşık attığımız filan sanılmasın. Biz rahmetlinin çırağı bile olamayız, biliriz haddimizi...
Canım, demek istediğimiz daha başka bir şey.
Cumhuriyet'ten falan değil, İlk Ateş'ten bize fayda var.
Hepimiz biliriz bunu..!
Bizim köyde neler oluyor, kimin düğünü var, kim ölmüş kim kalmış, bizim belediye nalları dikmiş mi, parası gelecek miymiş, yağmur yağmış mı, kar yolları kapamış mı, kavunlar sararmış mı kim haber verir?
Tabi ki; İlk Ateş.!
Siz hiç Cumhuriyet'te 'Bulgurcuların Ahmet Dayı Vefat Etti' diye bir haber okudunuz mu?
Okuyamazsınız.!
Eeeeeee..!!!
Napayım ben 'Bulgurcuların Ahmet dayımın' haberini vermeyen gazeteyi.!
Mübareklerin haberi bile yok..! :))
Sonra canlı kamereları açıp da; ağaçların azıcık salındığını görsek, hasret dolu, ılık ılık memleket rüzgarı yüzümüze gözümüze vurur sanki.!
Mesela; yağmur yağarken bizim kamereların burnu var gibi toprak kokusu gelir hepimizin burnuna.
Acayip şey..!
Diyeceğim bizim kamerelar öyle hünerlidir ki; yüzü gözü belli olmasa da çizgi film gibi yürüyüşünden tanırız biz dostlarımızı, arkadaşlarımızı.. Hele oyun vakti; kadınlarımızın, kızlarımızın salınışından anlarız 'aşağı yoldan' oynandığını.
Karıncalar gibi oradan oraya koşuşturur benim insancıklarım..!
Yine dağıttık lafı..! Ne diyorduk sahi..!
Hani rahmetli İlhan Selçuk ameliyattan önce; 'nalları havaya dikersek bozulmayalım' demişti de;
Biz de lafa öyle girmiştik ya..!
Bilesiniz: Salı günü de biz ameliyat olacağız.!
Bizim ki yürekten değil; koldan, omuzdan ammaa..
Ne olur ne olmaz.!
Cumhuriyet'in başyazarı söyler de, İlk Ateş'in baş yazarı söyleyemez mi ?
Söyleyelim de bitsin şu acayip yazı;
'06 Temmuz 2010 Salı günü Düzce'de koldan omuzdan ameliyat olacağız, söylenenlere bakılırsa epey gıllıgışlı bir operasyonmuş, nalları havaya dikersek bozulmayalım, olur böyle şeyler...'
Nalları dikmezsem...
Daha görüşürüz...
Dikersem, her ne kadar kusurumuz da olsa, affola...
İkisine de eyvallah...
Kalın; salcana :)
Sahi;
İlk Ateş sizlere emanet dostlarım...
Rahmetli İ. Selçuk'un yazısını okumayanlar için; Linke Tıklayın.
http://www.hurriyetport.com/news/120/ARTICLE/21329/2010-06-21.html
|