|
Memleketimizde zaman akıp geçmekte...
Bir kaç minik fotoğraf karesi ve bir kaç basit kelimeyi bir araya getirip toprağınızla yüzleşmeniz, ZAMANIN TÜKETTİĞİ köyünüzü hatırlamanız için hazırladım bu yazıyı...

Sizleri belki biraz duygulandıracak bir fotoğraf ile giriş yapalım.
İskele'de akşam oldu olacak.
Evlerde lambalar yakılmak üzere. Babalar, oğullar, kızlar, kızanlar evlerine dönmeye başlamış. Yemek kokuları mutfaklardan sokaklara taşıyor. Akşam kızıllığına karışmış sokaklar..
Ve bütün bunları fırsat bilen AY DEDE ise bakın kendini nasıl da göstermeye çalışıyor.

İşte İskele kavunu..!
Zamanın tükettiklerinden, ezip yok ettiklerinden sadece biri..
Türünün son örneği...
Belki de koruma altına alınması lazım. Bakın nasıl da sulu sulu.. Ancak, maalesef biz bu nadide kavunu, kurban günü Çatlaklar'ın avlusuna girdiğimizde ikram olarak yedik.
Yani zaman değil, bu gördüğünüz kavunu da biz tükettik :)
Nuri Acar'ın evinde, sevgili Esen Acar Doğru ikram etti.
Valla, gözümüz ne kurban kavurması gördü, ne de baklava.!

İşte Türker Yılmaz, o kavunu afiyetle tüketiyor.
Afiyetle demek biraz basitleştirmek olur.
Baksanıza, sularını akıta akıta, gözü dönmüş bir şekilde saldırmış kavuna...
Hey gidi İskele Kavunu hey..!
Allah rahmet eylesin, son örneğini de sevgili Türker yedi.!
Geçmiş olsun..!

İskele kavunu öldü dedik..!
Allah rahmet eylesin de, gel gelelim sinekleri yaşıyor.
Evler, sokaklar artık kavun kavun kokmuyor. Çöp bidonlarında kavun kabukları çekirdekleri yok. Bütün bunlara bakarsanız aslında sinek filan da olmaması lazım.
Ancak nerdee..!
Kışın bu günlerinde sineklerin istilasına uğramış İskele.. Evler sinek dolu, hatta sokaklar bile. İşte belediye binasının duvarları. Lütfen dikkatle bakın, gördüğünüz o siyah beneklerin hepsi sinek. Hatta biz arabamızla gelirken 4-5 adet de başkent Ankara'ya getirdik gelirken. İskele'den çıkarken bir türlü arabamızdan çıkarmayı başamadık. Bizimle ta Ankara'ya kadar geldiler.
Şu an arabamda İskele sinekleri yaşıyor :) Ciddiyim.

Onun adı Mukaddem Eşkin.!
Rahmetli büyük dedesinin adını almış. Necla ve Metin Eşkin'in oğulları Mukaddem şu an dedesinin evinde yaşıyor. Anne ve babası bir süre önce ayrılmış. O şimdi okula gidiyor. Hem de 2 nci sınıfta. Ve zayıfı da yokmuş..
Aferin sana Mukaddem :)

Bu binayı tanıdınız mı?
Belediye binasının arkasında, eskiden Mustafa Başkan'ın en alt katında kahvehane işlettiği bina. Bir süre satılık kaldı. Şu an satılmış. Binayı komple Zahireci Kuranlar'ın Ramazan KAYIN almış...

Yine Mukaddemler'in evi..
Beliharmanlar'da bulunan bu evin minik bir de misafiri vardı bayramda. Bu minik şeyin adı Binnaz.!

Esen ve Taner Doğru'nun üç oğlundan ikisi.!
Talat ve Talha Doğru..
Almanya'dan 5 günlüğüne geldi onlar.. Kurban Bayramı için.
Dedeleri Nuri Acar'ın avlusunda, tüm ev halkı kurban kesmek, doğramak ve kavurma yapmak ile uğraşırken, onların biri traktör, biri de motorsiklet üstünde öylece onlara bakıyorlardı.
Bakın, abi kardeş, arka arkaya işte böyle bir görünüm sergilediler.
Ben fotoğraflarını çekerken sanki azıcık da mahçup.!
'Tanrımmm, bu adam da napıyor böyle' der gibiler..!
Selamlar size, Başkent Ankara'dan..!

İskele..! Sabah saatleri..
Orada bayram yaşanıyor.
Sabah saatlerindeki sis daha sonra yerini güneşli bir güne terkedecek.
Sizce sisler altındaki memleketimiz de bir başka güzel değil mi ?
Zaman akıp geçiyor...
Tüm dertlere, neşelere, doğumlara, ölümlere ve tüm yaşanmışlıklara inat.!
Onun umrunda mı insanoğlunun ne yaşadığı.!!
Tüm zamanların en acımasızı yine zaman değil mi?
Peki, durup dururken bu kare bana niçin ZAMANI hatırlattı.! Bilmiyorum.

Sis dağıldı... Perde açıldı.
Sahne ışıkları yandı. Oyuncular tek tek sahnede. Madenciler, bakkal, berber, kahveci, ihtiyar dedeler, kadınlar, çocuklar..! Hissettiğim hüzün yerini neşeye terk etti. İşte İskele'de yaşamın pırıl pırıl pırıldadığı o anlar...

Kelibram dayım (İbrahim Kurt) gideli seneyi geçti.
Ama bu sokaktan her geçişimde onu hatırlıyorum. Eminim sadece ben değilim bunu hisseden. O gideli onun sokağı karardı sanki, kavgalar ile birlikte aslında şakalar da yok oldu. Şimdi bu sokak çok sessiz. Sokakları sokak, evleri ev, binaları bina, şehirleri şehir yapan insanlar değil mi? Kelibram dayım gideli bir başka yalnız işte bu sokak.
Bakın, siz de aynı şeyi görmüyor musunuz?

Kelibram dayım gitti gitmesine ama...
Onun şaka yaptıkları, kavga ettikleri, sevdikleri, sevmedikleri, çakmak şeker sattıkları, namaz kıldıkları, sizi gidi kirav yavruları deyip sataştıkları hala nefes alıyor.
İşte, İskele Park Kahve..!
Güneşin alnında okey oynayan vatandaş zamanın dişlileri arasında ezildiğinin farkında mı?

Bahar KAÇAR ve Simge MANİSALI..!
Lütfen bizim İskele'nin şu kızlarının güzelliğine bir bakar mısınız? Rengarenk çiçekler gibi giyinip, bayram gününün güzelliğine güzellik, neşesine neşe katan bu iki prensesi Bakkal İsmail'in dükkanının önünde gördüm..
Ayağında pembe çizmeleri olan kız Bahar.! O, Hasan KAÇAR'ın kızı...
Kırmızı çantası olan kızımız ise Simge.! O da Uzman Çvş. Orhan MANİSALI'nın kızı...
Yanıma çağırıp sordum onlara; Bahar çocuk doktoru, Simge öğretmen olmak istiyormuş. Hadi hayırlısı..! Ben bu iki güzel prensesin, istediklerini başarabileceklerine inanıyorum.
Her ikisine de Ankara'dan sevgilerimi gönderiyorum...
Yücel - ANKARA
|