ANLAYABİLENE AŞK OLSUN..! İLK ATEŞ ® || Kültür, Sanat ve Edebiyat ... || Güncel haberler, yazarlar, son dakika, haber, anında haber, spor
AHMET TOPAL Anasayfaya Dön
ahmettopal.tg@gmail.com  

Cep telefonlarının kısa mesaj bölümleriyle başlayan sanal sohbet süreci, internet ortamındaki MSN ve Facebook gibi ağlar üzerinden devam ediyor. Peki bu sanal sohbet sürecinde dikkat etmediğimiz bir ayrıntı bizlere gelecekte nasıl bir zarar verecek?

Mektubun yerini ilk önce cep telefonu aldı.

Geçmişin habercisi mektup gitti;
kontör karşılığı kısa mesaj geldi.

Operatör şirketlerinin bu kadar tarifeyi piyasaya sürmediği bir zamanda, birçok kişi daha ucuz olduğu için cep telefonlarının kısa mesaj özelliğiyle haberleşmeye başladı.

Daha sonra kısa mesajlar daha da ucuzlayınca, herkes derdini iyice mesajla anlatmaya başladı.

İhtiyacı olan da kullandı onu, vakit geçirmek için telefonu elinden düşürmeyen de.

Gel gelelim yeni iletişim teknolojilerindeki müthiş bir gelişme süreci, herkesin evine bilgisayarı da soktu.

İyi mi oldu, kötü mü oldu orası hala tartışılıyor ama, şu da bir gerçek ki, her işimizi bilgisayardan halleder hale geldik. Hatta kralın tacına bile el koyar hale geldi bilgisayar.

Televizyon artık, evin bir köşesinde git gide yalnızları oynamaya başladı.

Genç yaşlı herkes bilgisayarla haşır neşir olmaya başladı.

Cep telefondan yapılan mesaj sohbetleri artık daha hızlı bir şekilde internet ortamında gerçekleşmeye başladı. Sohbetler artık Messenger ve Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinde gerçekleşmeye başladı. Durum böyle olunca Türkçe’ye pek uygun olmayan bir yazı dilini hayatımıza soktuk.
 
Kimimiz özentiden dolayı, kimimiz karşımızdakine ayak uydurabilmek için, kimimiz de zamandan kazanmak için her şeyi kısaltmaya kalktık.

Mesela selam demek yerine “Slm”, Kendine iyi bak demek yerine “Kib”, Allah razı olsun demek yerine “Aro”, Kanka yerine “qanka” ve çok sık kullandığımız “Evet” yerine ise bin bir uydurmayla “Eed, efet, ewt” demeye başladık. Hatta bizim Anadolu’nun temel taşlarından olan bin yıllık Aksaray, Amerikan eyaletlerinden biriymiş gibi oldu Axsry.

Bazen öyle durumlar oluyor ki, karşınızdaki bütün bir cümleyi ters yüz edip yazabiliyor.

Bu cümleleri anlayabilene aşk olsun!

Zannedersiniz ki, kripto.

Bu durum çoğu insan tarafından ciddiye alınacak bir durum olarak görülmeyebilir. Fakat gelin görün ki, dil uzmanları bu konunun üstüne basa basa uyarıyor. Bir on yıl sonra gençler arasındaki bu yazışmalardan dolayı Türkçe’nin büyük bir yara alacağını belirtiyorlar.

Öğretmenlerin ise başlarından geçen ilginç detaylar tehlikeyi gözler önüne seriyor. Birçok öğretmen öğrencilerin sınav kağıdında, sanal alemden kalma alışkanlık olan “V” yerine alfabemizde olmayan “W” harfinin kullanıldığını söylüyor. “G” harfi yerine “q” harfinin sinsi sinsi öğrencilerin yazılarında yerini almaya başladığını söylüyor. Daha birçok örnek öğretmenler tarafından son zamanlarda dile getirilmeye başlandı. 

Bizler belli bir yaştan sonra internetle tanıştığımız için pek bir sorun olmayabilir. Fakat yeni nesil okuma yazmayı söktüğü an, kendini defterin karşısında değil, bilgisayarın karşısında buluyor. Ve yaptığı her iş gelecek yaşantısı için birer temel niteliği taşıyor.
 
Türkçe harf ve sözcüklere dikkat edilmezse eğer, gelecek yıllarda bu yazışmalar mutlaka konuşma diline de yansıyacak. Zaten yavaş yavaş yansıdığı da görülebiliyor.

Bu konuyu çalıştığım gazetede İki dili tartışırken tek dilden olacağız” başlığıyla özel bir haber şeklinde dile getirmiştim. Çalışma, Türkçe sevdalıları arasında büyük bir ilgi gördü.

Ayrıca şunu da unutmadan hatırlatayım. Avrupa Birliği 2003 yılında bu yana İlerleme Raporlarında alfabemize W,Q,X gibi Türkçe’nin ihtiyaç duymadığı harfleri almamızı istiyor. Gerekçelerini ise Kürtçe’de bu harflerin kullanılmasıymış.

Devlet bu dayatmayı kabul etmiyor. Çünkü biliniyor ki, bu Türkiye’nin genelinin bir ihtiyacı değil, belli bir azınlığa yönelik bir istek.

Belki de, bu noktada taa geçmişten bu yana ortaya konulan bir plan olabilir. Günümüzdeki iki dil tartışmaları, çok eskilerden planlanmış ve şimdiden tekrar tekrar ısıtılıp önümüze konuluyor olabilir. Belki de onun için 2003’ten bu yana bu harfler bize dayatılıyor olabilir.

Neyse işi fazla kurcalamadan sadede gelelim.

İnternet ortamında kullanılan bu harflerle, Avrupalılara hizmet etmiş oluyoruz. Yarın bir gün çıkıp, “Bu harflerinizi alfabenize neden almıyorsunuz? Bakın bütün gençlik bu harfleri kullanıyor” diyebilirler.

Onun için sanal alemdeki yazışmalara dikkat edip, Türkçemize sahip çıkalım. 

28.01.2011

ANKARA 


4460 defa okundu

     
 
   YORUMLAR
Hepimizin temennisi o yönde Koray.. Yorumun için teşekkürler..
21-03-2011    AHMET TOPAL
Bencede çok yerinde bir yazı olmuş, bilmiyorum artık dikkat çekeceğinimi düşünüyoruz yada elimizmi alıştı yada artık beynimize mi işledi.. Çözemedim. Bu akşam bize gelsene derken bile; Bu akşam bize qeL diye yazıldığını ve bunu sosyal ağlarda paylaşım yaparken benimde yaptığımı farkettim. G yerine q yazmak, yeri olmadığı hâlde büyük L harifini yazmak falan.. Gerçekten güzel bi yazı olmuş dediğiniz gibi biz belli bi yaştan sonra tanıştık bu bilgisayar denilen illetle, umarım o okumayı söker sökmez kendini bilgisayar karşısında bulan ve artık bilgisayar değilde pc dediğimiz aletin oyunlarına düşüp güzel türkçe'mizi mahvetmeyiz ..
19-03-2011    Koray Aslantekin
Biz yüzyıllardır hep üst kimlik olduk. Ve hala bir üst kimlik olduğumuz tarihe bakılırsa çok rahat anlaşılabilir. Biz Avrupa'yı üst kimlik zannediyoruz. Veya öyle olduğu bazı kesimler tarafından, giyim-kuşam ve bir takım söylemlerle bu millete aşılanmaya çalışılıyor. Basit bir örnek; Tuvaleti bile Avrupalılara biz, öğrettiysek bu Garp denilen coğrafyanın neresi üst kimlik Allah aşkına :) Yorumun için teşekkürler Hüseyin abi..
27-02-2011    AHMET TOPAL
Tebrikler Ahmet... Faydalı olduğu kadar kanayan bir konu seçmişsin... Bence dillerarası alışverişler alt kültür üst kültür meselesidir. Biz mükemmel kültürümüzü alt kültür yaparak, zaten şu an imrenilerek bakılan Batı kültürü üst kültür konumuna geçmiştir. Doğal sonucu olarak da üst kültür alt kültürü her türlü konuda etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Biz dilimizle birlikte kültürümüzü gerçek anlamda devlet politikası haline getirmezsek, ne aile, ne çevre ne de öğretmen bu konu hakkında bir şey yapabilir. Malesef ülkemizde hiç bir zaman EĞİTİM ön planda olmamıştır. Türkçe'yi yalnız ve sahipsiz bıraktık veya bıraktırdılar... Saygılarla...
20-02-2011    HÜSEYİN DURAK
Haklısınız Turan Hocam. Birçok şeyde olduğu gibi, yazı dilimizde bile yabancı hayranlığı var. Geç de olsa bunun farkına varabilirsek eğer, her şey yoluna girer diye düşünüyorum. Yorumunuz için teşekkürler...
05-02-2011    AHMET TOPAL
Dilimizi Güzel Türkçe'yi o kadar bozduk ki;sormayın.Suçlu yine biziz.Yabancı hayranlığımızdan kaynaklanıyor bence.Şehirlerdeki caddelerde bir tek Tükçe tabelaya rastlayamazsınız.İletişim araçları o kadar etkiliyki öğretmenler ne kadar uğraşsa maalesef bir sonuç alamıyor.Güzel konuşmak,yazmak yine kendi elimizde.Birgün bir bakacağız birbirimizi anlamıyoruz.İş işten geçmeden TÜRKÇE'mize sahip çıkalım.
03-02-2011    TURAN KURNAZ
Yücel abi İlkateş sayesinde birçok konuyu dile getirme fırsatı buluyoruz. Bundan dolayı öncelikle seni tebrik etmek lazım. Ayrıca bu haberi ve yorumları okuyan öğretmenlerimize de bir uyarıda bulunmak istiyorum. Meselenin çözümünde en büyük görev öğretmenlere düşüyor. Küçük kardeşlerimizi yetiştiren öğretmenlerimiz, bu konunun ciddiyetini öğrencilerine kabul ettirebildikleri takdirde, sorunun çözümünde en büyük hizmeti yapmış olacaklarına inanıyorum. "Ağaç yaşken eğilir" diye boşuna dememiş atalarımız. Onun için, öğretmenler bu uydurukça dilin gelecekteki zararları konusunda öğrencileri çok iyi bilinçlendirmeleri gerekir. Yücel abi yorumun için teşekkürler. Tüm öğretmenlerimize de selam ve sevgiler..
03-02-2011    AHMET TOPAL
çok önemli bir konuya dikkat çekmişsin Ahmet. Vatansever, milliyetçi ve muhafazar olduğunu söyleyen, hatta bunda çok ısrarlı olan bir çok kişi bile dilin öneminin farkında değil. Her geçen saniye başkalarına benziyoruz. Sağlıklı benzesek iyi de; abuk subuk, hastalıklı, karekterini kaybederek, kompleksler geliştirerek benzemek çok onur kırıcı..! Avrupa'nın gecekondusu haline dönüşmeyi hangi vatansever TÜRK kabullenebilir? Tebrik ederim, Ahmet, devam et.. İyi yoldasın..! YÜCEL / Ankara
02-02-2011    admin
Abicim yorumun için öncelikle teşekkür ediyorum. Dediğin gibi teknolojiden uzak kalamayız ama onun bizim değerlerimizi de yok etmesine karşı da uyanık olmalıyız. İnşallah Türkçemiz başta olmak üzere bize ait olan her şeye sahip çıkıp, nesiller boyu koruyabiliriz. Sevgi ve saygılarımla.. 31.01.2011 AHMET TOPAL ANKARA
31-01-2011    AHMET TOPAL
Sevgili Mustafa iyi bir konuya parmak basmissin.Birincisi güzel türkcemizin yavas yavas bozulmasi ikincisi modern ve ilerici bir dünya olan avrupanin!! dil üzerinden baski kurmaya calismasi ve de yazinda da belirttigin gibi bize ve gelecegimiz cocuklarimiza yararmi zararmi getirecegi bence tartisilmasi gereken bilgisayarin hayatimiza girmis olmasi.Bilim ve teknik bilgisayar elbette yararlidir ama biraz ölcülü olmada bir sakinca olmayacagi kanisindayim.Almanyadan sevgi ve saygilarla hoscakal.....
29-01-2011    Mehmet Aydin



 
 
  1741292
   
Anasayfa   |   Künye   |   İletişim   |   İlk Ateş Baş Yazarı