GÜNDÜZ.. PAŞA.. SERSERİ.. İLK ATEŞ ® || Kültür, Sanat ve Edebiyat ... || Güncel haberler, yazarlar, son dakika, haber, anında haber, spor
OĞUZHAN KÖSEOĞLU Anasayfaya Dön
oguzhan_39_20@hotmail.com  

Hayatın sert borasında savrulmak veya hayata tutunup var gücünle savaşmak..! İnsanın önüne sunulmuş iki seçenek… Ve ne mutlu ki insanlarımız ikinci seçeneği, savaşmayı seçmiş… Bor denen taş lütüf mu yoksa lanet mi? Kendi toprağında işçi olarak ter döken hemşehrilerimize selamlar olsun.!

Önceki yazımızda bor madenini tanıtmış, askeriyeden, bilgisayar sistemlerine, inşaat sektöründen otomobil sektörüne, uçak sanayisinden füze yakıtına kadar 400’ü aşkın alanda kullanılan; küresel leş kargalarının (emperyalist ülkelerin) başına üşüşmek için can attığı değerli ve benzersiz bir element olduğundan bahsetmiştik.

Ancak ne ülke olarak ne de İskele belde halkı olarak böylesine değerli olan bor elementini gerektiği şekilde kullanamadığımızdan, bu nimetten umduğumuz yararı görememekten yakınmış; işçilerimizin durumlarından, çalışma şartlarından kabataslak bahsetmiştik...

 

BİR LÜTUF MU, YOKSA LANET Mİ ?

Bu yazımızda, kendi toprağından çıkan, ancak 'lutüf' mu yoksa 'lanet' mi olduğu tartışılır BOR denen taşın üstüne ter döken emektar insanlarımıza yer vemek istedik.

Birileri gündemin doluluğundan istifade, gece yarısı oturumlarıyla beğenmedikleri maaşlarına yaptıkları zamla, emekliliklerinde 8.000 lirayı cebine atmanın derdindeyken; birileri, açlık sınırı olarak tespit edilen 913 liranın da altında yetersiz bir ücret karşılığında evine ekmek götürmenin mücadelesini veriyor.

İşte bu yüzden ben de bu yazımı; dolgun maaşa rağmen “yetmiyor” diye isyan edenlere inat, asgari ücretle çalışıp “şükür” diyenlere ayırıyor ve bu nedenle de yazımda İskele’nin yanı başındaki Eti bor maden işletmelerinde çalışan işçilerimize yer veriyorum...

 

GÜNDÜZ - PAŞA - SERSERİ....

İskele ve çevre köylerden çok sayıda insanımızın da çalıştığı Eti bor maden işletmelerinde işçiler; günlük 8 saat süreyle, her hafta dönüşümlü olarak 3 vardiyada (Gündüz, Paşa, Serseri) çalışıyorlar. Her vardiyada 1 Eti bor çavuşu bulunurken, her maden bölümünde de 1’er de şirket çavuşu bulunuyor.

Yıkama bölümünün çavuşu ise İskeleli, Koca Ismanlar sülalesinden Halil Doğan…

Peki, madenler nasıl işleniyor?

Madenler önce ocaktan çıkartılıp, kamyonlar aracılığıyla kırma bölünme geliyor. Burada kırıldıktan sonra dinlenme havuzuna dökülüyor ve maden dinlendiriliyor. Dinlendikten sonra da yıkama tamburuna vinç aracılığıyla atılarak yıkanıyor. Yıkandıktan sonra da yıkama bölümde çalışan işçiler tarafından madenler ayıklanıyor. Buradan siloya dökülerek yine kamyonlar aracılığıyla öğütmeye götürülüyor. Öğütülüp toz haline geldikten sonra da çuvallanıp ihraç edilmeye hazır hale geliyor...

23 Eylül 2011 günü paşa vardiyasında, Eti bor İşletme Tesisleri’nin Yıkama bölümünde çalışan işçilerimizi ziyaret edip, çalışma ortamlarını ve kendilerini tanıma fırsatı buldum.

Temiz yürekli, haline şükredip mutlu olduklarını söyleyen, açgözlülükten arınmış bu mütevazi insanlarla tanışmak beni de mutlu etti açıkçası. Eğer siz de kendilerini merak ettiyseniz, buyrun birlikte tanıyalım…

 

Yıkama Bölümünden, maden beklenirken genel görünüm…

 

Sağdan sola; İskele’den Murat Kayış, Mustafa Erken ve Yeniköy’den Tuncay…

 


Beğendiklerli Mustafa abimiz, nam-ı diğer Atatürk..

Atatürk’e benzetildiği için kendisine Atatürk diye hitap ediliyormuş…

 

Yıkama bölümünün gülen yüzlerinden, muhabbeti aranan, sevilen, neşeli bir kişilik; Tekelerden Habil Teke…

 

Objektife dikkatle bakıp poz veren kişi de 50 yaşındaki Tahir dayımız… Onun da emekliliğine az kalmış, 1 sene sonra sigortayı dolduruyormuş… Ne diyelim, şimdiden hayırlı olsun…

 

Yıkamanın çaycısı ve aynı zamanda yedek çavuş olan “Yalnızkurt” lakaplı İskeleli Ramazan Demir de çalışanlar arasında…

 

Yeniköylü Abdurrahim Aşık… Çalışmaktan bunalan işçilerin içini serinletmek için getirmiş olduğu karpuzu kesmekle meşgul…

 

Kestiği karpuzu iş arkadaşlarına ve bana ikram eden Abdurrahim Aşık’a teşekkürlerimi sunuyorum…

 

İskele’den Mırtızalar sülalesinden İsmail Acar da özveriyle çalışanlar arasında…

 

Fanatik Beşiktaşlı bu arkadaşımız da; Osmanca Mahallemizden Ferhat Kahraman…

 



Ve son olarak da; bantta maden bekleyen Kadıköy’lü Mustafa abimiz…

 

HAYATIN BOR'ASI..!

Hayatın sert borasında savrulmak veya hayata tutunup var gücünle savaşmak..!

İnsanın önüne sunulmuş iki seçenek… Ve ne mutlu ki insanlarımız ikinci seçeneği, savaşmayı seçmiş..

 

Ünlü bir şairimiz insanımıza seslenirken yaptığı bir tespitte der ki;

Hayata ne biçimde geldinse bir borayla...

Daha sert bir kasırga içinde biteceksin..!

 

...ve devamında şöyle der:

Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin...

Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da..

Varsın bütün ömrünce bir an nasip olmasın..

Yorgunluğu gidermek serin bir su başında..!

 

Yılmak yok, Yıkılmak yok, yılgınlık yok; çalışmaya devam..!

Kendi toprağında ter döken, kendi tarlasında işçi olarak hizmet veren emektar hemşehrilerimize Allah’tan sabır ve kolaylıklar diliyorum…


4406 defa okundu

     
 
   YORUMLAR
Çok güzel bir yazı olmuş. Emeğine sağlık. Yıkama vardiyasından çalışsam anca bu kadar hissedebilirdim.
04-01-2012    engin filiz
''Gündüz-Paşa-Serseri'' adlı yazınız çok hoşuma gitti.Bu terimler belki de sadece bizim yöremize mahsus.Çalıştığım çevredeki işçilere sorduğumda böyle vardiya isimlerini duymadıklarını söylüyorlar.İçten,samimi,güzel bir yazı olmuş.Araştırmacı yanı da olduğu için ayrıca tebrik ederim.
01-01-2012    TURAN KURNAZ



 
 
  1741294
   
Anasayfa   |   Künye   |   İletişim   |   İlk Ateş Baş Yazarı