|
Pencerenin kenarına oturmuş, kapattığım elektrik ve tüm teknolojik aletlerin gölgesinde, şişman mumumu camın önünde yakıp, şimşeklerin aydınlattığı İskele silüetinin bende uyandırdığı duyguyla ilhamlanmaya uğraşırken; gök gürültüsünün o bombavari yüksek sesiyle irkiliyorum.
Baharda bakmaya doyamadığım bu yeşillik denizinin şimdiki kısır ve çıplak hali, bir insanın hayatına yön veren acıların umulmaz ağırlığını hissettiriyor!
Bu acılar insanı kah öldürüp kah diriltmekte galiba…
Bakış ve Duygu…
Yılların getirdiği derin izlerle yemyeşil endamlı çınar ağaçlarının yaprakları fütursuzca sallanırken, yere düşenler kış rüzgarının nefesiyle bir göğe bir yere savruluyor.
İşte o anda insan anlıyor ki; uzun süren mutluluklar sadece zamana ve kaderine karşı durmakla devam eder.
Saçma!!!
İnsanı hüzünlendiren, acıtan ve yıpratan rüzgar (zaman)* değil; mutlu bir şekilde dalgalanan yaprakların yemyeşil doğaya kattığı anlamın bir anda herkes için kupkuru bir ifadeye dönüşüvermesi …
Her bir taneye dünya yükü umut ve özlem yüklemişken, tanelerin gözünün içine baka baka uçup gitmeleri veya ayaklar altına inmeleri…
Öyleyse zamana direnmek, zaten olacak olanı geçleştirmek değil mi?
Ya hayaller ve umutlar; onlar da başka bahara…
Asıl olan rüzgarın yitip giden umutları, öyle çok uzaklara götürmediğini anlayabilmekte, sadece şekil değiştirip tekrar insanoğlunun önüne hem de hiçbir umut ve sabır isteği kalmadığı anda çıkardığını keşfetmekte gizlidir..
Sabır ve umut...
Bu giz, çok sert geçen kışın, yetim evlerin yanmayan sobalarında, insanı kendine getiren gök gürültüsü sesinde, fırtınanın alaşağı ettiği bahçenin şimidiki sessiz nefesinde ve yahut gözleri ufuklarda son giden göçmen kuşların kanat çırpışlarını en güzel karede yakalamaya çalışan bir fotoğrafçıda, en müthişi de bir ahmak ıslatanda sevgilisinin onca yaptığı fedakarlığa rağmen onu terk edişini gözünü kırpmadan izleyen ve hala gidenin sevgilisi değil de aşkını bir süreliğine kiralamış, kira süresi bitince de hoyratça başını alıp gitmiş bir tüccar olduğunu düşünen aşıktadır.
Bu giz, hem bakanda hem de görebilendedir.
Şimdi ben de görüyorum…
Boşa giden yıllarımı, üzüntümü, sevincimi ve şimdiki mutluluğumu…
*rüzgar, eski dilde zaman anlamına gelir.
|